Son günlerde dünya genelinde dikkatleri üzerine çeken gelişmelerden biri, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonları olmuş durumda. Bu iki ülkenin İran ile yaşadığı gerilim, yıllardır süregelen birçok politik ve askeri faktörle bağlantılı. Ancak son dönemlerde yaşanan olaylarla birlikte, bu gerginliğin yeni bir aşamaya geçiş yaptığı açıkça görülüyor. Peki, ABD ve İsrail'in İran operasyonlarına giden süreçte neler yaşandı? Gelecek görüşmelerin akıbeti ne olacak? Tüm bu soruların cevapları, dünya siyasetinde önemli bir yer kaplayacak gibi görünüyor.
Son yıllarda ABD ve İsrail, İran'a yönelik sert bir politika izlemeye başladı. Bu iki ülkenin bölgedeki hedefleri arasında İran'ın nükleer potansiyelinin azaltılması, bölgedeki Şii etki alanının daraltılması ve İran destekli milislerin etkisinin kırılması bulunuyor. Trump yönetiminin 2018'de İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilmesi, bu sürecin en önemli dönüm noktası kabul ediliyor. Çekilmenin ardından İran'ın nükleer faaliyetlerini artırması, ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımları katlanarak artırmasına yol açtı. Bu dönemde, İsrail, İran'ın nükleer programı ve bölgedeki etkisi konusunda sık sık uyarılarda bulundu ve çeşitli askeri operasyonlar düzenledi.
İran'a karşı yürütülen stratejilerin bir parçası olarak, ABD ve İsrail, farklı askeri ve istihbarat operasyonlarıyla birlikte İran'ın hedeflerini gözlemlemeye ve bu hedeflere yönelik doğrudan müdahaleler gerçekleştirmeye başladı. Son dönemde yaşanan siber saldırılar, hava saldırıları ve suikast girişimleri, bu stratejinin somut örnekleri arasında yer alıyor. Özellikle İsrail'in, İran'ın nükleer tesislerine yönelik gerçekleştirdiği hava saldırıları, bölgedeki dengeleri etkileyen önemli olaylar olarak kaydedildi.
ABD ve İsrail'in İran'a karşı izlediği sert politikalar, diplomatik görüşmelerin zayıfladığı ve çatışma riskinin arttığı bir ortam oluşturdu. Ancak, son dönemde bölgedeki bazı gelişmeler bunun tersine bir etki yaratabilir. Özellikle bazı Arap ülkeleriyle yapılan normalleşme anlaşmaları, İran üzerindeki baskıyı artırmak doğrultusunda yeni bir fırsat sundu. Bu gelişmeler, İran'ın nükleer programı ile ilgili daha geniş kapsamlı bir müzakere masasının kurulup kurulmayacağı konusunda soruları da beraberinde getiriyor.
Cumhurbaşkanı Biden yönetimi, diplomasi yoluyla çözümler bulma çabalarını sürdüreceğini belirtmesine rağmen, İran'ın nükleer programı ile ilgili somut ilerleme kaydedilmediği sürece, askeri seçeneklerin masadan kalkmayabileceği ifade ediliyor. İsrail Başbakanı’nın da bu noktada katı bir duruş sergilediği ve İran konusunda uluslararası ilişkilerde aktif bir rol oynamaya devam edeceği biliniyor. Tüm bunlar, bölgedeki dinamiklerin ve güç dengelerinin nasıl şekilleneceği üzerinde etkili olacak.
Özetle, ABD ve İsrail'in İran operasyonları, uzun bir geçmişe dayanan karmaşık bir ilişki içinde sürüyor. Operasyonlar, sadece askeri eylemlerle sınırlı kalmayıp, diplomatik müzakerelere de etki ediyor. Tüm bu gelişmeler ışığında, bölgenin geleceği üzerinde önemli bir etkisi olacağı kesin. Dünya, bu gergin ve dikkat çekici sürecin nasıl evrileceğini izlemeye devam edecek.